Evrim Ağacı

Evrim Ağacı

@evrimagaci.org

💌 Bilimin Yaymamıza Destek Ol: http://dar.vin/EADestek 📸 Instagram: http://dar.vin/instagram

39K followers2 following889 posts

Anne-Kız Ekseni Üzerinden Endosimbiyotik Süreçler

evrimagaci.orgRahim İçi Mikrobiyomun Kuşaklar Arası Evrimsel Aktarımıİnsan gastrointestinal sistemi, konakçı ile birlikte evrimleşmiş ve biyolojimizin hayati bir bileşeni hâline gelmiş yoğun bir mikrobiyal topluluk tarafından kolonize edilir. İnsan gastrointestinal sistemi ile bağırsak mikrobiyotasının karşılıklı fayda sağladığı bu ilişki, mikropların konakçı içinde yaşadığı ve her iki tarafın evrimsel avantaj sağladığı endosimbiyotik bir birliktelik olarak görülebilir.[1] Bir asırdan fazla süren araştırmaların ardından, insan rahim içi ortamının steril olduğu ve yenidoğanın mikrobiyomunun doğum sırasında ve sonrasında kazanıldığı fikri, bilim dünyasında kabul görmüş bir dogma hâline gelmiştir.[2] Bu görüşe göre, rahim içi ortam ve amniyotik mayi sterildir; fetüs, mikroorganizmalarla ilk kez doğum sırasında, annenin doğum kanalından geçerken karşılaşır ve bu mikrobiyal etkileşim, doğum sonrası anne ile kurulan ten tene temasla devam eder. Bununla birlikte yeni nesil dizileme tekniklerini kullanan bir dizi yeni çalışma hem insanlarda hem de hayvan modellerinde sağlıklı plasenta ve rahimde kommensal bakterilerin varlığını göstermiştir.[3][4] Klasik “steril rahim” dogmasının aksine, mikroplar plasenta dokusunda[3] , göbek kordonu kanında[5], fetal zarlarda[6], amniyotik sıvıda[7] ve mekonyumda[8] tespit edilmiştir. Bu bulgular, steril rahim paradigmasını sorgulayan birçok araştırmacının, insan mikrobiyomunun ediniminin doğumdan önce rahimde başlamış olabileceğini öne sürmesine yol açmıştır. Böylece anne kaynaklı mikrobiyal bileşenlerin rahim içi ortam ve amniyotik sıvı aracılığıyla fetüse ulaşması, bağırsak mikrobiyotasının kuşaklar arası aktarımında muhtemel bir rol oynayabileceğini göstermekte olup fetal bağırsak mikrobiyatasının kısmen rahim mikrobiyatasından köken alabileceğini düşündürmektedir. Bu erken mikrobiyal etkileşim, rahim içi mikrobiyomun kuşaklar arası evrimsel aktarımına olanak sağlayan endosimbiyotik bir sürekliliği sorgulatmaktadır.

Kaplumbağalar, Sincaplar ve Yeşilbaş Ördekler Et de Yiyebilir! ✍️@cagrimbakirci

evrimagaci.orgOtçul Sandığınız Birçok Hayvan Mutlak Otçul Değildir ve Et de Yerler!İnsanların evcil hayvan olarak en sık tercih ettikleri, bakımı en kolay olan hayvanlardan birisi kara kaplumbağalarıdır. Kimi zaman ufacıkken alınan bu hayvanlar, kimi zaman yetişkinken tercih edilebilir. Çoğu zaman insanlar, kaplumbağaların otomatik olarak "otçul" olduğu varsayımıyla onları beslerler. Ancak kaplumbağaların hepsi otçul değildir. Diyetleri, türden türe, hatta yaştan yaşa oldukça değişir. Bazıları ömürleri boyunca etçil ya da otçul olabilir; bazıları gençken etçil, yaşlandıkça hepçildir (hem et hem ot yer); bazı diğerleri ise ömürleri boyunca hepçildir. Genellikle hayvan dükkanlarında satılan kaplumbağalar, bakım kolaylığı sebebiyle otçul türlerden seçilirler.  Etçil ve hepçil kaplumbağalar ufak böcekleri, salyangozları, solucanları yerler. Hatta kimi zaman ölü hayvan leşlerini veya diğer avcılardan artakalan artıkları bile yerler. Benzer şekilde, birçok deniz kaplumbağasının çenesi de kabuklu hayvanların kabuklarını kırmak ve onları yapıştıkları kayalardan sökmek üzere evrimsel süreçte özelleşmiştir. Bunun haricinde deniz kaplumbağaları denizanaları ve süngerleri de yerler (tabii bunlara "et" demek pek mümkün değil). Bazı deniz kaplumbağaları ise tamamen otçuldur; fakat bunlar sayıca azınlıktadır.

Yeni doğmuş bir bebeğin omurgasının sağ veya sol tarafını parmağınızla boydan boya uyardığınızda bebek uyarılan yöne doğru kıvrılır. Peki dokunduğunuz bebekler neden kıvrılıyorlar?

Günlük hayatta oluşan anıların çoğu, özel bir çaba harcamadan kendiliğinden şekilleniyor. Ancak beynin bu örtük öğrenmeyi nasıl yürüttüğü ve yaşlandıkça bu mekanizmanın nasıl değiştiği hala tam bilinmiyor.

Koleksiyonumdaki en sevdiğim element bizmut. Doğada sıradan görünen cevherleri, nasıl oluyor da küp küp basamaklanan, rengarenk parıldayan kristallere dönüşüyor?

Beyin sapından kalp, akciğer ve sindirim sistemine yayılan bu sinir, vücudun "dinlen ve sindir" modunu yöneterek stresi frenliyor.

Kara Delikler ve Entropi: Kara Deliklerden Neden Kaçamayız? ✍️@makavelithadn

evrimagaci.orgKara Delikler ve Entropi: Kara Deliklerden Neden Kaçamayız?İlk kez Karl Schwarzschild tarafından, Einstein'ın genel görelilik teorisinin bir yorumlaması olarak ortaya atılan ve John Wheeler tarafından adlandırılan kara delik fikri günümüze kadar büyük bir ilgiyle takip edildi. Pek çok kuramsal fizikçinin üzerine kafa yorduğu, teoriler geliştirdiği ve gizeminin çözülmesiyle kuantum kütle çekimi kuramının da önünü açması öngörülen kara delikler, yakın zamanda bir tanesinin fotoğrafının çekilmesiyle hem Einstein'ın genel göreliliğini bir kez daha doğruladı hem de üzerine çalışan bilim insanlarının çalışma isteğini arttırdı. Kara deliklerle ilgili detaylı bilgiyi buradan, söz konusu kara delik fotoğrafıyla ilgili bilgileri buradan alabilirsiniz. Hepimiz bilim kurgu filmlerinde ve romanlarında kara deliklerden ışığın dahi kaçamayacağını görmüşüzdür. Klasik fiziğe göre; ışığı kovalayan bir uzay aracından ölçülen ışık hızı, araç ve ışığın hızlarının farklarının mutlak değeri iken, Einstein'a göre bu durum böyle değildir. Einstein'a göre ışık, herhangi bir kaynağın hızına veya gözlemciye göre değişken bir hızda hareket etmez. Gözlemci hangi hızla hareket ediyor olursa olsun ışık gözlemciden hep aynı ve sınırlı bir hız ile uzaklaşacaktır. Einstein'ın teorilerinden önce Michelson-Morley bunu deneysel olarak kanıtlamış ve Newton uzayının içerdiği ve ışığın içinde hareket ettiği öngörülen ortamın (eter) var olmadığını göstermişlerdir. Peki evrenimizin en hızlı parçacıkları olan fotonlar dahi bir kara deliğin tekilliğine çekilmekten kaçamıyorsa, tekilliği bu kadar özel kılan nedir?

Algısal karar alma süreci memelilerde iyi biliniyor, fakat diğer omurgalılarda nasıl işliyor? Yeni bir araştırma, Avrupa leş kargalarının (Corvus corone) görsel hareketi ayırt etme görevinde hata payını artırmadan ortalama 235 milisaniyede bilinçli kararlar aldığını gösterdi.